Services Alt

Çocuklarda İnatlaşma

Yaşamın her döneminde bazı durum ve olaylara karşı verilen bir tepki olan inatlaşma, çocukluk döneminde ve özellikle 2-6 yaş arasında daha fazla göze çarpmaktadır. Bu yaş dönemlerinin belirli bazı özellikleri( tuvalet eğitimi, ben-merkezci tutum vb.) çocuklarda inatlaşmaya neden olabilmektedir. Kendi seyrinde ve destekleyici bir çevreyle beraber normal olan bu tutum aslında bireyin sağlıklı bir kişilik geliştirmesi için elzemdir. Ancak bir mizaç şekli olabileceği gibi çevrenin yanlış tutumu ve olumsuz pekiştirmeler çocuktaki inatlaşmayı tırmandırabilmektedir.

2-6 yaş dönemi çocuğun gelişimde önemli bir yere sahiptir. Bu dönemde çocuğun birçok davranışı şekillenmektedir. Yaklaşık 18 aya kadar her ihtiyacı anne ve babası tarafından karşılandığı onlara tamamen muhtaç olduğu için onların sözünden çıkmayan çocuk, yavaş yavaş gelişen kas- motor becerileri, kendi başına yürüyebilmesiyle genişleyen hareket alanıyla çocuk ebeveynine artık eskisi kadar muhtaç değildir ve ilk özerkleşme dönemine girmeye başlamaktadır. Onların sözünden çıkmayan çocuk artık kendi istekleri olsun diye diretebilir, onların karşı sık sık hayır cevabını vererek bazen ne için istediğini bilmediği halde sırf zıtlaşmak için bile inatlaşabilmektedir. Burada beklide en önemli etken çocuğun tuvalet eğitimi almasıdır. Bu eğitimle beraber çocuk artık bedenine dair tüm kontrolü eline geçirmiştir ve buna dair her şeyi kendi yapmak istemektedir. Genişleyen hareket alanı, gelişen dil becerileri ve büyüyen çevreleri onların dünyayı keşfetme merakını tetiklemektedir. Bu meraka dair ebeveyn tarafından konulan engellemeler çocuktaki inatlaşma tutumunu tetikleyebilmektedir.

Çocuğun bu inatlaşma tutumu sadece ebeveyne karşı olmayabilir bazen tüm çevresine karşı çocukta inatlaşma görülebilmektedir. Bu tür tavır sergileyen bir çocuk ile ebeveyn gerçekten zor durumlar yaşayabilmekte ve bazen farkında olmadan çocuk ile gereksiz ir çatışma içinde olabilmektedir. Bu durum, hem ebeveyni hem çocuğu yıpratabilmektedir. Çocuk ebeveynin bu tutumundan dolayı kendini güvende hissetmeyip ciddi bir kaygı yaşayabilir ya da olduk olmadık zamanlarda ağlama krizleri yaşayabilmektedir. Yapılan bazı araştırmalarda ebeveynin bu tutumlarının çocukta strese yol açan bazı salgıların salınmasına yol açtığının ve çocuğun gelişimini ve büyümesini olumsuz etkilediği gözlemlenmiştir.

Doğal yapısında birçok şeyi kendi başına yapabileceğini anlayan çocuk, kendi becerilerini deneyimlemek isterken bir yandan da anne ve babasının güvenine ihtiyaç duyar. Ebeveynler için çok zorlu geçen bu süreç çocuğun kimlik gelişimi için çok önemli bir süreçtir. Ebeveynlerin çocukların duygularını anlamaya çalışarak çocukla inatlaşmadan tutarlı bir tavır sergileyerek çocukla uzlaşmacı bir şekilde ortak çözümlerin bulunması oldukça önemlidir. Çocuğun her istediğine hayır denilmemeli ve hayır denilen şeylerinde nedeni kısa ve net bir şekilde anlatılmalıdır. Çünkü sadece hayır cevabı ile karşılaşmak çocukta engellenilmişlik duygularını oluşturur. Bu durumda çocuğun özgüveninde eksiklik, aşırı hırçınlık, rol-model alarak öfkeyi birçok alanda kullanması gibi çocukta bazı olumsuz özelliklerin oluşmasına yol açabilmektedir. Aile çocuğun her dediğine hayır demeden bazı isteklerini yerine getirmesi fırsat verilmelidir. Bu şekilde çocuk ailesine karşı güven duygularını pekiştirir, kendini denem fırsatı yakalayarak ilerde sağlıklı bir özgüven oluşturmasına yardımcı olabilmektedir. Çocuğa hayır denilen noktalarda ailenin sınırı gerekli olduğunu tutarlı bir şekilde çocuğa ifade edilmelidir. Çocuğun bu dönemde edindiği tecrübeler, ebeveyn tutumu ve çevrenin tepkileri çocuğun sosyal gelişimini etkiler. Eğer çocuk bu dönemde sınırları sağlıklı bir şekilde ilerde kurallara uymakta sorun yaşayabilmektedir. Ebeveynler arasındaki tutumlarda tutarsızlık çocukta davranış bozukluğuna neden olabilir ya da ebeveynin öfkeyle tepki vermesi çocuğa rol model olup ileriki evrelerinde çocuğun sorunları çözmek için öfke tutumunu pekiştirebilir.

Peki ebeveynler bu süreçle nasıl sağlıklı bir şekilde baş edebilir?

  • Aile hayır dediği bir durumu sevecen bir şekilde tutarlı bir tutum içinde olup ona neden ayır denildiği açık ve net bir şekilde tutarlı davranıp çocuğa da neden hayır dediklerini kısa ve net bir şekilde açıklamalıdır.
  • Konulacak kurallar çocukla birlikte ortak bir paydada çözümlenebilir. Bu şekilde çocuk kendi düşüncelerinin de değerli olduğunu anlar ve kişisel gelişimine olumlu bir katkı sağlar. Çocuğun özgüveni gelişir.
  • Ona seçenekler sunulmalıdır. Bu şekilde çocuk kedi seçim hakkının olduğunu bilerek sakinleşebilir ve kendi seçtiği kararın karşı taraf tarafından kabul edilmesiyle çocuk kararlarına saygı duyulduğunu anlar.
  • Yaşına uygun olarak evde ve öz bakımında yapabileceği sorumluluklar verilerek onunda bağımsız bir birey ve evin bir ferdi olduğunu hissetmesi sağlanarak çocukta sorumluluk bilinci oluşur.
  • Ebeveyn hayır dediği bir konuya daha sonra evet dememelidir. Bu çocukta sınır sorunlarına yol açabileceği gibi ebeveynin söylemlerini değersizleştirebilir.
  • Ebeveyn çocuğa karşı sakin ve anlayışlı bir şekilde duyguları yansıtılarak onu anladığını ancak istediği şeyin neden olmayacağını açıklamalıdır.
  • Çocuğun istenilen bir davranış sergilemesi sonucunda bu davranışı ödüllendirilerek istenilen davranışın sıklığı arttırılabilir.
  • Her nasıl bir karar alınırsa alınsın anne ve babanın ortak bir dil kullanması gerekmektedir.

Tüm bunlara rağmen çocuktaki inatlaşma devam ediyorsa çocuğun patolojik bir sıkıntısı olduğu düşünülebilir. Yaşanmış bazı olumsuz veya travmatik olaylar, depresyon, yüksek kaygı gibi durumlarda çocukta inatlaşmaya neden olabilir. Böyle bir durumda ebeveyn bir uzmandan destek alabilir.