Çocukluk Travmaları

Çocukluk Travmaları

                            

Çocuğun toplum içerisinde bir birey olarak var olmasına yardımcı olan en büyük etken ailedir. Aile içindeki iletişim ve ortak paylaşımlar, çocuğun gelişimi için sağlıklı bir zemin hazırlamaktadır. Aile içi huzurun ve sağlıklı dinamiğin olması çocuğun bilişsel ve sosyal gelişimini desteklemektedir. Çocuğun aile içinde fiziksel, duygusal, cinsel istismarın yanı sıra ihmale maruz kaldığı da görülebilmektedir. Özellikle eşi tarafından şiddet gören ve çocuk sayısının fazla olduğu ailelerde çocuğa ihmal ve istismar durumu daha fazla görülebilmektedir. Bu tür istismar ve ihmale uğramış çocukların yetişkinlik dönemlerinde şiddetle sorun çözme eğilimine daha yatkın oldukları görülebilmektedir. Yetişkin bir bireyin on sekiz yaşından önce yaşadığı fiziksel, cinsel, duygusal istismar, ihmal, anne babadan uzak kalma, yakın kaybı yaşama, şiddet, deprem kaza gibi durumlara maruz kalması çocukluk çağı travması olarak adlandırılmaktadır. Van psikolog kapsamında hizmet vermemiz hasebiyle çocukluk çağı travmalarına ilişkin olarak ilgili durumlarla karşılaştığımızı belirtmemizde yarar var. Bu kapsamda Van ilinde de bu duruma yönelik olarak çeşitli vakaların söz konusu olduğunu ve ilgili literatürü teyid ettiğini görmekteyiz. Literatürde çocukların sağlıklı bir birey olarak büyümesine engel olan fiziksel, zihinsel, duygusal ve cinsel davranışlar istismar olarak ele alınırken,  çocukların bakımını beslenme ve eğitim ihtiyaçlarının karşılanmaması da ihmal olarak adlandırılmaktadır. Dünya sağlık örgütüne göre (DSÖ) çocukluk çağı travmaları; 18 yaşını doldurmamış çocukların fiziksel gelişimini, can güvenliğini, ruh sağlığını olumsuz etkileyen fiziksel, duygusal, cinsel istismar ve ihmal içeren davranış ve olaylardır. Çocuğun yetiştirilmesinden ve bakımından sorumlu kişi anne baba, bakıcı veya bir diğer yetişkinin çocuğun gelişimsel sürecini olumsuz etkileyen davranış ve tutumları, çocuklarda travmaya neden olabilmektedir. İnsanlar yaşamlarının her döneminde travmatik bir olay ile karşılaşabilir ancak çocuk ve ergenler travma yaşamaları açısından yetişkinlere göre daha çok risk altındadır. Amerikan profesyonel derneği çocuğa karşı yapılan olumsuz davranışları altı kategoriye ayırmıştır. Bunlar; yok sayma davranışı (çocuğu düşmanca reddetme),korkutma davranışı (çocuğu tehdit etme), soyutlama davranışı (çocuğu arkadaşlarında ve hobilerinden ayırma), çocuğu suça teşvik etme davranışı, çocuğun duygusal istek ve ihtiyaçlarına karşı duyarsız kalma ve çocuğun tedavi ile sağlık ihtiyaçlarının ihmal edilmesidir. Aile içi etkileşimler, paylaşımlar, iletişimler bu durumda çok önemlidir. Çocuğun ebeveynleri tarafından ne derece istismar ve ihmale maruz kaldığı çocuğun hızla gelişen beyni dünyayı algılamasını şekillendirirken ailenin tutumları bu süreç içerisinde  belirleyicidir. Bu şekilleniş, beyin devrelerinin temelinde çocuğun etrafındakileri ve kendisini dünyanın, nasıl bir bağlam içinde olduğuna ilişkin içsel haritalar oluşturmasına yol açar. Çocukların maruz kaldığı istismar ve ihmali yetişkin olduklarında kendi çocuklarına veya etrafında ki herhangi bir çocuğa küçüklüğünde yaşamış olduğu olumsuz davranışların yansımalarını gösterebilmektedirler.

İSTİSMAR TÜRLERİ

 Fiziksel İstismar

Fiziksel istismar çocuğun bedenine zarar veren şiddet içeren davranışlardır. Ve istismar türleri içirişinde en sık uygulanan istismar türüdür. Fiziksel istismar çocuğun bedenine yapılan tokat, yumruk, cimcikleme, ısırma, kemer veya ve bir çisimle vurma davranışıdır. Yetişkin bireyler tarafından çocuğa kaza dışı uygulanan ve çocuğa fiziksel zarar içeren ve bazen ölüme sebebiyet verebilecek davranışlar bütünüdür. Yetişkin bireylerin çocuğa fiziksel istismar uygulama nedeni genellikle çocuğu cezalandırma isteğinin çok olması ve yetişkinin baş etme stratejilerinin zayıflık nedeni ile kontrolü sağlayamamasından kaynaklanmaktadır.

Fiziksel istismar genellikle duygusal istismar ile birlikte çocuklara uygulanmaktadır. Yetişkin birey çocuğa fiziksel istismar uygularken suçlayıcı aşağılayıcı cümlelerde sarf ederek dayağın yanında aynı zamanda çocuğa duygusal istismarda uygulayabilmektedir. Bu da çocukta aşağılık duygusu oluşturmakta ve özgüvenini yerle bir etmektedir. Yapılan bir araştırmaya göre fiziksel istismara maruz kalan çocuklar da yakın ilişkiler kurmada problem yaşadıklarını ve sosyal işlevsellik de zorluk çektikleri gözlemlenmiştir. Duygusal açıdan da yoksun kalan istismar görmüş çocukların, öfkeli, olumsuz ve zararlı ilişkiler kurdukları görülmektedir.

 Duygusal İstismar

Duygusal istismar yetişkin bir bireyin çocuğa karşı sözel şiddet de bulunmasıdır. Aşağılanma, tehdit etme, korkutma, yıldırma, aşırı otoriter davranma, alay etme, baskı ve değersizleştirme gibi sözlerin sarf edilmesi çocuğu duygusal şiddete maruz bırakır.  Duygusal istismar diğer istismar türlerini de kapsamaktadır. Duygusal istismar, cinsel ve fiziksel istismarı da  içerisinde bulunduran bir türdür. Fiziksel ve cinsel istismarın çocukta bıraktığı etkiler yok olsa dahi duygusal istismarın etkileri çocukta hala devam edebilmektedir. Duygusal istismara maruz kalan çocuklarda çocukluk ve yetişkinlik dönemlerin de altına kaçırma, hırsızlık, kendini değersiz görme, yalancılık, başarısızlık, iştahsızlık ve depresyon gibi durumlar görülebilmektedir. Duygusal istismar, fiziksel ve cinsel istismar türlerine göre daha çok rastlanan bir istismar türüdür. Ve duygusal istismarın diğer istismar türlerine göre fark edilebilmesi ve tespit edilmesi çok daha zordur.

 Cinsel İstismar

Cinsel istismar yetişkin bir bireyin kendinden beş yaş küçük bir çocuğa zorla veya ikna ederek onu cinsel amaçla kullanmasıdır. Cinsel istismar çocuğu, teşhir etme yani cinsel organını çocuğa gösterip onu korkutma, cinsel içerikli konuşmalar yapmak, porno izletmek, parmak ile doyum sağlama veya sürtünme ile gerçekleştirilebilir. Cinsel istismarı önlemeyi engelleyen en büyük sebeplerden biride istismarcının çocuğun yakın çevrisinden biri olmasıdır. Cinsel istismara uğrayan çocukların tepkileri genellikle korku, kızgınlık, kaçınma, cinsel ağırlıklı konuşmalar ve buna benzer davranışlar görülmektedir. Bunların dışında cinsel istismara maruz kalmış çocuklarda yüksek düzeyde kaygı, olayla ilgili kabuslar görme, olayın geçtiği mekan ve zamanı anımsatan her şeyle bağ gurup korku ve endişe duyma, rahatsız edici düşünceler saptanmıştır. Bununla birlikte tam tersi bir çok çocukta ise istismardan sonra cinsel kimlik bozukluğu, yaşına uygun olmayan davranışlar sergileme, yetişkinleri uyaran davranışlarda bulunma, cinsel içerikli oyunlar oynama objeler ile cinsel içeriği taklit eden davranışlar da bulunabilirler. Cinsel istismara maruz kalan çocuklarda yüksek düzeyde suçluluk duygusu da yaşayabilmektedirler. Bunun nedeni kendilerinin sebep olduğunu düşünmeleri veya neden engel olamadıkları konusundadır. Cinsel istismar sosyal, davranış ve düşünce sorunlarına neden olur ve bu yaşadıkları travma çok uzun bir döneme yayıldığından yetişkin olduklarında dahi etkileri hala görülebilmektedir. Çocukluk döneminde yaşadığı cinsel istismara her ne kadar kişi bastırmaya, unutmaya, yok saymaya çalışsa da fiziksel, ruhsal ve sosyal olarak kişiye zarar vermektedir. Cinsel istismarın uzun süre etkileri ise; kabuslar, travma, anksiyete, disosiyatif bozukluk, stres bozukluğu ve fobiler şeklinde görülebilmektedir.

 

Uzman Klinik Psikolog Ela ÖZCANLI