Madde Bağımlılığı Nasıl Gelişir

Madde Bağımlılığı Nasıl Gelişir

 

Bağımlılık bireyin vücut sağlığını ve ruh dünyasını olumsuz etkilemesine rağmen bir maddeyi kullanmaya devam etmesi olarak tanımlanabilir. Bağımlılığın en temel özelliği başlangıç evresinde maddeyi kullanma insiyatifi bireyin elinde olması ve daha sonra bu kontrolün kaybedilerek madde kullanımına engel olunamaması durumudur.

Bağımlılık biyolojik ve psikososyal boyutları olan tedavi edilebilir bir beyin hastalığıdır. Bir beyin hastalığıdır çünkü;  alınan madde birtakım değişikliklere neden olur. Örneğin ön bellekte yitimlere sebep olabilir. Beyindeki kimyasal maddelerin işleyişin, etkiler ve bireyin haz alma duygusunu sürekli olarak arttırarak doyumsuzluğa yol açar.

Bağımlılığın nedenleri irdelendiğinde, Van psikoloji kapsamında hizmet veren psikologların karşılaştığı vakalar ışığında birden fazla etmenin bu duruma kapı araladığı beyan edilmiştir.  Bu çerçevede bağımlılık; sosyal, psikolojik, biyolojik ve genetik nedenleri içerisinde barındıran aynı zamanda sadece bir nedene indirgenemeyen tabloyu ihtiva eder. Fakat bireyin aile yapısı, ekonomik durumu, sosyal çevresi ve maddeye ulaşma kolaylığı gibi etkenler bireylerin madde kullanımına başlayıp, bağımlılık geliştirmesinde etkili faktörler olarak karşımıza çıkmaktadır.

Bireyin alınan maddeye karşı bağımlılık geliştirip geliştirmediğini aşağıdaki ölçütler ışığında analiz edebiliriz. Bu ölçütlerden üçü bireyde var olduğunda bağımlılıktan bahsedebiliriz. 1-12 aylık zaman dilimleri dikkate alınmalı.

  • Alınan maddenin kullanım miktarının sürekli arttırılarak aynı etkinin sağlanmasının istenmesi.
  • Madde kullanımı kesildiğinde veya madde azaltıldığında bedensel ve ruhsal belirtilerin görülmesi.
  • Madde kullanımına bağlı olarak sosyal çevreden ve aileden uzaklaşma ve daha önce yapılan aktivitelerden uzak durma.
  • Madde kullanımından kontrolü sağlamak veya bırakmak için yapılan çabaların sonuçsuz kalması.
  • Bireyin bedensel ve ruhsal bozukluklara rağmen madde kullanımını devam ettirmesi.
  • Maddenin tedarik edilmesinde ve kullanılmasında oldukça fazla zaman harcanması.

Bağımlılık sinsi bir süreç içinde gelişir. Birey ilk başta sadece deneme amaçlı kullanır daha sonra düzenli olarak kullanmaya başlar. Birey bu süreçte sadece ara sıra kullandığına yönelik bir inanç geliştirerek hiçbir zaman bağımlı olamayacağını iddia eder. Fakat süreç içersinde birey bağımlı hale gelir ancak kişi bunun farkına bile varamaz. Hayatımızdaki her şey bizi bağımlı yapabilecek potansiyele sahiptir. Bunu nesneler üzerinde düşündüğümüzde fazlasıyla bağımlısı olabileceğimiz durumlarla karşı karşıya kaldığımızı görürüz. Fakat bazı nesneler ve maddeler vardır ki bizleri bağımlı kategorisine koymaları daha kolaydır.

Ayrıca bağımlılık ile maddeyi kötüye kullanma durumları birbirlerinden ayırt edilmelidir. Maddenin tehlikeli kullanımında yasal olmayan veya yasal olan bir maddenin zarar verici boyutlarda kullanılarak kişinin kendisine ve çevresine zarar vermesidir. Böyle bir durumda kişi sorumluluk almaz, tehlikeye rağmen kullanmaya devam eder, işinden ve sosyal çevresinden uzaklaşarak eşini ve çocuklarını ihmal eder. Bedensel olarak yıpranır ve bozulmalar meydana gelir vücudunda aynı zamanda ruhsal olarak da örselenir.

Çocuklarda ve gençlerde madde kullanımı daha çok merak ve ergenlik, gençlik döneminde sosyal hayatta meydana gelen değişimlere ayak uydurmaya paralel bir şekilde gelişir. Ergenlik ve gençlik dönemindeki ailevi ve çevresel stresler ve baskılar, arkadaş grubuna girme ve kabul edilme arzusu gibi nedenler bu bireylerin madde kullanmasında önemli etkilere sahiptir. Özellikle on iki on sekiz yaş aralığında madde kullanımına duyulan ilgi ve merak yaş arttıkça kendini daha fazla hissettirir.

Gençlerin madde kullanmasına neden olan risk faktörlerinin ve koruyucu faktörlerin belirlenmesi problemin nedenlerinin saptanıp etkili çözüm yollarının bulunması için hayati önem arz etmektedir.  Genetik faktörler; davranış bozuklukları, dürtüsellik, öğrenme güçlüğü gibi psikolojik ve davranışsal faktörler; aileden birilerinin madde kullanıyor olması, ekonomik sebepler, bireyin akademik başarısı gibi sosyal ve çevresel faktörler risk faktörleri olarak değerlendirilmektedir.

Bağımlılık kısır bir döngüyü sembolize eder. Birey bir kez bağımlı oldu mu artık bu ağdan kurtulması oldukça zor olacaktır. Bağımlılık tam anlamıyla kökten yok edilemez ve bireyin bu durumdan kısa zaman içinde kurtulması da beklenmemeli.  Birey maddeyi kullanmadığı sürece iyidir fakat en ufak bir madde kullanım davranışında bağımlılık tekrardan başlar ve en başa dönülmüş olur.

Bunun önüne geçmek adına birey çevresinde madde kullanan kişi ve ortamlardan bir süre uzak durmalıdır. Özellikle madde kullanan yakın arkadaş çevresinden uzak durulmalı ve ‘‘ben sadece takılıyorum onlarla, kullanmıyorum’’ sözleriyle birey o ortama girmemelidir. Çünkü daha öncede ifade ettiğimiz gibi birey madde kullanımını bırakıp çok iyi bir aşama kaydedebilir; fakat en ufak bir meyletme durumu her şeyi mahvedebilir.

Temizlenme dönemi dediğimiz dönemde kullanılan madde tamamen kesilir. Bunun yerine daha düşük fiziksel bağımlılık yapan bir madde verilir bireye ve birey kontrol altında tutularak bu süreci tamamen atlatması sağlanır. Rehabilitasyon döneminde ise madde kullanımına neden olan veya zemin hazırlayan psikolojik ve sosyal problemlerin çözülmesi sağlanır.

 

Uzman Klinik Psikolog Fadıl KARAKOÇ