KARAMSARLIK

KARAMSARLIK

KARAMSARLIK NEDİR?

Karamsar olup olmadığınızı, olaylara toz pembe gözlüklerin ardından mı, siyah parmaklıkların ardından mı baktığınızı anlamak için bu yazıyı okumalısınız. Hadi başlayalım.

Öncelikle bir şeyi netleştirelim. Olayların negatif taraflarını görüyorsanız bu durum kesinlikle karamsar olduğunuz anlamına gelmez. Aslında gelişebilecek olaylar hakkında olası hasar tespitleri yapmak, bu tespitlere göre psikolojik ve zihinsel hazırlıklar yapmak çok normaldir. Normal olmayan şey sadece negatif taraflarına odaklanmak, hiçbir şeyin yolunda gitmeyeceğine inanmak, hep daha kötüsüyle karşılaşacağını düşünmektir. Eğer böyle olduğunuzu düşünüyorsanız depresif bir insana dönüşmeniz ve kendinizi daha başka psikolojik çıkmazlarda bulmanız çok olasıdır.

Ayrıca karamsarlık yaşanan olumsuz olaylarda veya henüz yaşanmamış olası kötü hadiselerden kendini sorumlu tutmaktır. Ve böyle olan insanlar bunun değişeceğine olan inançlarını zamanla yitirirler. Bütün hayatlarının hep bu şekilde geçeceğine olan inançları vardır.

 

KARAMSAR İNSAN KİMDİR?

Karamsar insan ön yargı sahibidir. Hayatta hiçbir şey tamamen siyah veya tamamen beyaz değildir. Grinin farklı tonları geniş bir yelpazede karşımıza çıkar. Bu durum yaşadığımız veya yaşayacağımız olaylar için de böyledir. Olayların hem beyaz yani pozitif tarafları hem de siyah yani negatif tarafları vardır. Fakat karamsar insanlar ön yargı ile şekillendirdikleri süzgeçlerini kullanırken süzgeçten geçen sadece negatif taraflar olur. Elbette psikoloji biliminde bunların da çözümleri var.

Her insan yaşadığı olaylarda zaman zaman hatalar yapabilir. Fakat karamsar insan bütün bu hataları başarısızlık olarak etiketler. Bu durumu çok fazla kişiselleştirir. Bütün gerçekliği bu olur ve kendini sürekli başarısız olacağına inandırıp bir kısır döngünün içine sıkışır.

Hayatının sadece bir alanında başarısız olsa bile karamsar insan bir süre sonra hayatın diğer alanlarında da başarısız olduğunu veya böyle olacağını düşünür. Örneğin iş yerinde üst üste yapılan hatalar sonucu bunun başarısızlık olduğunu ve hep böyle süreceğini düşünür. Bir süre sonra aile hayatında ve arkadaş ilişkilerinde de hatalar yaptığını düşünüp karamsarlığını hayatının her tarafına taşıyabilir.

 

KARAMSAR OLMAYACAKSAM İYİMSER Mİ OLMALIYIM?

Hayır.

İyimserlik hayata karşı tamamen gardını düşürmek olabilir. Her şeyi tamamen toz pembe görmek sizi savunmasız bir insana dönüştürebilir. Yukarıda da söylediğim gibi hasar tespiti yapmak veya edinilmiş tecrübelerden yola çıkarak bazı kararlar almak son derece normal ve doğru bir tutumdur.

Örneğin günümüzde ‘yaşam koçu’ vb. vasıflarla çevrenizde bitiveren insanlardan sürekli ‘’sadece inanın’’, ‘’kendine güvenirsen, başaramayacağın hiçbir şey olmaz’’ gibi toz pembe iyimserlik düzeyinde çok fazla söz duyarız. Bu tür sözleri herhangi bir alanda çok başarılı olmuş hiçbir insandan duymazınız. Çünkü böyle bir şey mümkün değildir.

 

GERÇEKÇİ İNSAN KİMDİR?

Aslında kötümserlik ve iyimserlik arasında bir denge söz konusudur. İşte buna gerçekçilik diyebiliriz. Faydalı olabilecek ölçüde kötümserlik hayatın olmazsa olmazıdır. Aynı şekilde güzel bir sonuca varmayı beklemek gibi bir iyimserlik dozunda olursa yararlıdır. Bunu yapabilen insan gerçekçi insandır.

Gerçekçi insan kesin bir hükme varmak için acele etmeyen kişidir. Bir olaydan sonra bir yargıya varmak için olayın gidişatını takip eder ve edindiği bütün bilgilerle bir hükme varır. Sadece negatif bilgilerle değil.

Gerçekçi insan olumsuz gidebilecek bir durumdan sonra tamamen karamsarlığa kapılmaz ve bu durum başarıya daha sonra ulaşmasını engellemez. Aynı şekilde başarılı olduğunda bunu tadını çıkarır. Yani kendini her duruma hazırlar ve buna göre tepki oluşturur.

Bu sebeplerden ötürü şunu söyleyebiliriz: gerçekçi insan tarafsız kalmayı başarabilen insandır. Onun tercihlerini ve beklentilerini gerçekler yönlendirir.