Feminist Terapi

Feminist Terapi

Feminizmin kelime anlamını; kadın-erkek ayrımcılığına karşı çıkan, cinsiyetler arasında ekonomik, siyasal ve toplumsal eşitliği savunan görüş olarak tanımlayabiliriz. Temel amacı kadın özgürlüğü ve kadının toplumdaki yeri konusunda gerçek bir eşitlik durumunun sağlanmasıdır(Çetinkol, 2008).

Feminist terapi psikolojik danışma alanında oldukça farklı bir yere sahiptir; çünkü belirli bir kuram ve teknik olmaktan daha çok bir bakış açısıdır. Psikoterapi, kendi anlayışına hizmet etmek üzere belli bir görüşe sahip olan insanlar tarafından yaratılmıştır, bu nedenle de toplumdaki marjinalleştirilmiş insanları tamamen ihmal etmiştir(Murdock, 2013).

Psikoterapi kuramlarının aksine feminist terapi, sadece bir ya da birkaç kuramcının değil, kadınların değerli olduğu ve kadınların yararına olacak şekilde toplumsal değişime ihtiyaç duyulduğu temel inancını paylaşan çeşitli akademik disiplinden birçok kadının çaba ve çalışmasının ürünüdür. Feministler ve feminist terapistler, hem şu anda hem de geçmişte, kadınların tedavisinin toplumsal tarihine yönelik gözlemlerden hareket ederek, genellikle farkındalık grupları olarak adlandırılan gruplarda değişim gerçekleştirmek için birlikte çalışmışlardır. Feminist terapi, feminist değerleri ile mesleki eğitimini birleştiren kadınlar tarafından geliştirilmiştir(Sharf, 2014).

Feminist terapi zorluklara ve kadınların artan gereksinimlerine karşılık vermek suretiyle halka yakın bir tutum içinde olmuştur. Hiç kimse tek başına feminist yaklaşımın kurucusu olarak adlandırılamaz. Bu dönem, kadınların geleneksel kadın rollerinin sınırlandırıcı doğasıyla ilgili hoşnutsuzluklarını belirtmek için birlikte seslerini yükselttikleri bir dönemdir(Corey, 2008).

Feminist terapi değişik kültürlerden gelen kadın ve cinsiyet psikolojisi konusundaki uzmanların çalışmalarına dayalı olan, feminist psikoloji ve analiz konusunda bilgileri içeren bir terapi uygulamasıdır. Bu yaklaşım; hem terapist hem de danışanlar için günlük yaşamın içinde sosyal, duygusal ve politik çevre ile olan ilişkilerde feminist direnci oluşturma, dönüşümü sağlama ve sosyal değişimi gerçekleştirme amacıyla stratejiler ve çözüm yolları oluşturmak için öncülük görevi yapmaktadır(Murdock, 2013).

 

Feminist terapinin belirlenmiş bir tanımı olmadığı gerçeği göz önünde bulundurulduğunda feminist terapist kimdir? Gerek erkek gerekse kadın pek çok terapist feminist hareketin amaçlarını destekler. Bununla birlikte uygulamalarında feminist yöntemlere yer vermezlerse feminist terapist sayılmazlar. Feminist terapistler cinsiyetin terapötik uygulamanın merkezinde olduğuna, bir danışanın problemlerini anlatmanın sosyokültürel bir bakış açısı edinmeyi gerektirdiğine, bireyin güçlendirilmesi ve toplumsal değişimlerin terapide önemli hedefler olduğuna inanırlar. Feminist terapistler etnik köken, cinsel yönelim ve sosyal sınıfın çoğu kadın için önemli faktörler olabileceğinin farkındadır (Murdock, 2013).

Feminist terapide uygulamacılar feminist terapinin temel ilkelerini benimsedikleri feminist felsefeye ve kuramsal oryantasyonuna bağlı olarak yorumlamaktadırlar. Bu felsefelerin tümü toplumdaki değişimi etkilemenin en etkili yolları konusunda görüşler sunmuşlardır. Bu felsefeler arasında yer alan liberal feministler, iş ortamında ve sosyal çevrelerdeki yanlı tutumların azalması ile kadın ve erkek arasındaki farklılıkların daha az sorun yaratacağını düşünürler(Corey, 2008).

Bireyin psikolojik sorunlarına odaklanmaktansa, feminist terapistler bireyler için sorun yaratmada politikanın ve toplumun rolünü vurgularlar. Feminist terapistler özellikle kadın ve erkek arasındaki ve farklı kültürel geçmişlerden gelen insanlar arasındaki, toplumsal cinsiyet ve kültürün gelişimi etkilediği farklı yolları incelemişlerdir. Ahlaki karar vermede başkalarıyla ilişki kurmada, istismar ve şiddet rollerindeki farklılıklar feminist terapinin ilgilendikleri konulardır(Sharf, 2014).

Kadın terapistlerin psikoterapi uygulamalarında cinsiyetçilikten dolayı endişe duymaları ile aynı zamanda kadınlar kişisel ve sosyal hakları ile ilgili kaygılarını dile getirmişlerdir. Ulusal kadın örgütü gibi kuruluşlar kanunlar ve kadınlara karşı adaletsiz bir şekilde ayrımcılık içeren işe alım uygulamaları gibi siyasi konularla başa çıkmaya fırsat sağlamışlardır (Sharf, 2014).

Feminist terapinin, 1970’lerde bilinçlendirmeyi oluşturma gruplarının gelişmesinden dolayı grup tedavileri feminist terapinin önemli bir kısmını oluşturmuştur. Bilinçlendirmeyi oluşturma grupları, genellikle dört ile on iki üyeden oluşur. Bu gruplar,  katılımcıların geniş toplulukta görmek istediği özellikte-lidersiz, rekabetsiz ve duygusal olarak destekleyici- olmuştur.

Bu yaklaşım; hem terapist hem de danışanlar için günlük yaşamın içinde ve de sosyal, duygusal, ve politik çevre ile olan ilişkilerde feminist direnci oluşturma, dönüşümü sağlama ve sosyal değişimi gerçekleştirme amacıyla stratejiler ve çözüm yolları oluşturmak için öncülük görevini yapmaktadır.

           Feminist terapi, cinsiyete duyarlı uygulamalara zemin hazırlama ve kültürel baskının etkisi hakkında farkındalık kazandırdı. İlişkideki eşitliği ve güç dağılımını tanımlayarak yararını gösterdi. Geleneksel yaklaşımların problemlerin nedenini bireye dayandırmasına karşı çıkarak dış şartlar ve çevre faktörünü gösterdi. Psikolojik danışma uygulamalarındaki ahlak ve etik konularına katkıda bulundu; danışan-psikolojik danışman arasında yaşanabilecek cinsel ilişkiyi yasaklama ve bu yasağı terapi sonundan belli bir süreye kadar devam ettirmeyi sağlayarak danışan istismarını engelledi (Sharf, 2014; Corey, 2008; Murdock, 2013).

Feminist terapinin felsefi bir oryantasyon mu yoksa bir kuram mı olduğu çok net değildir. Terapinin beyaz, orta sınıfa mensup, heteroseksüel kadınlar tarafından geliştirildiği iddia edilir ve bu sebeple farklı ırktan danışanlarla çalışmak konusunda sınırlılık yaratabilir.

Terapistler tarafsız bir tutum sergilemezler. Danışanlarından bekledikleri kariyer sahibi olma özgürlüğü, ilişkide güç, eşitlik gibi konularda kesin bir değişimdir; ancak bazı kadınlar farkında olmalarına karşın bu değişimi tercih etmeyebilirler. Çevresel etkenlere odaklanarak kişinin içsel alanını keşfetmekten uzaklaşırlar. Kendi değer ve düşüncelerini farkında olmadan danışana empoze edebilirler. Bu sebeple psikolojik danışman; bu danışan neden benden terapi alıyor, yaşamdan ne istiyor, danışana değerlerini belirlemede ve ne yapması gerektiğine karar vermede nasıl yardımcı olabilirim? Sorularını kendine sormalıdır.

Feminist terapi, erkek karşıtı olduğu ve kuramsal bir sistemden çok politik bir duruş sergilediği için eleştirilmektedir. Feminist terapi sosyal güç dengesizlikleri ve baskı vurgulandığı için, farklı ortamlardan gelen bireyler için muhtemelen değerli bir yaklaşım olacaktır (Sharf, 2014; Corey, 2008; Murdock, 2013).

Feminist terapi, belirli bir kuramsal yapı olmaktan çok danışanlarla çalışırken yararlanılabilecek olan felsefi bir yaklaşımdır. Feminist terapistler, erkeğe güç ve statü kazandıran ve kadınları baskı altına alan toplum normlarına karşı duyarlıdır. Feminist terapi danışmanları, kişisel olanın politik olduğuna ve kadınların mücadelelerinin, kadınları küçük gören, erkekleri kutsayan toplumsal yapı ve normların bir sonucu olduğuna inanmaktadırlar.

Feminist terapistler, terapi ilişkisi içerisinde gerçek eşitliğin olamayacağını düşünerek danışmaya eşitlikçi bir tutumla yaklaşırlar. Terapi sözleşmeleri yaparak ve terapi sürecindeki gizemi açıklayarak, terapide güç dengesizliklerinin olduğunu kabul etmekte ve bunları en aza indirmeye çalışmaktadırlar.

Feminist terapi hem bireysel hem de sosyal değişimi hedefler. Model durağan değil, sürekli gelişen bir modeldir. En önemli hedef, mevcut ataerkil sistemin yerine feminist bilinci getirmek ve böylece ilişkilerde eşitliğe değer veren; bağımlılık yerine dayanışmayı vurgulayan hem kadınları hem de erkeleri toplumsal istekler tarafından tanımlanmak yerine kendi kendilerini tanımlamaya teşvik eden bir toplum yapısı yaratmaktır.

Feminist terapi problemleri bireysel düzeyde değil sosyopolitik ve kültürel bir bağlamda ele alır, danışanların kendi yaşamlarıyla ilgili olarak en iyisini bildiğini ve kendi yaşamları hakkında uzman olduğunu varsayar.