Ergenlik Mi Yoksa Çocukluktan Kalan Tortular Mı?

Ergenlik Mi Yoksa Çocukluktan Kalan Tortular Mı?

Bugününün dünyasında ve bilhassa bizim yaşadığımız coğrafyada ergen diye tabir edilen ve bir etiketin onlara ithaf ettiği özelliklerle değerlendirilen gençlerin bu dönemini ele alalım isterseniz bu yazıda. Bireyin bugününün ve bugün ortaya koyduğu davranış örüntüsünü anlamanın yolu o bireyin çocukluk dönemini anlamaktan geçiyor. Dolayısıyla ergen dediğimiz grubu sadece bugünkü davranışları üzerinden bir kalıba oturtmak ve onları sadece bu minvalde değerlendirmek atılacak adımları en başta sekteye uğratacaktır. En nihayaetinde anneyle kurulan temas sonucunda bebeğin ihtiyaçları karşılanıyorsa bu durum bebeğin ‘‘evet dünya güvenli bir yer’’ şemasının oluşmasına olanak sağlayacaktır. Anneyle kurulan temasın sağlıklı olması bebeğin dış dünyaya ilişkin algısının şekillenmesinde ve sonrasında oluşturacağı ergen kimliğinin de ana temelini oluşturmasında rol oynayacaktır.

Bugün şahit olduğumuz kendini ifade etmekte zorlanan ve içine kapanık genç bireylerin çocukluk yaşantılarında özerklik potansiyellerini desteklemeyen ebeveynlerin varlığını görüyoruz. Özerkleşme döneminde bireyin insiyatif alıp başarılar elde etmesini engelleyen bir ebeveyn yaklaşımı bireyin özgüven ve başarma potansiyelini önemli ölçüde sekteye uğratacaktır. Çocuğun dünyayı tanıma ve soru sorma potansiyeli desteklenmezse çocuk utanç geliştirecek ve hayatı boyunca içe kapanık ve pasif bir kimliğe bürünecektir. Anne ve babalar çocuğu bir fanusun içinde büyütmemeli. Çocuk okula başlayıncaya kadar onu hayata hazırlamalıdır. Örneğin sokakta bazı insanlarla tanışabilir çevresindekilerle iç içe olup bazı tartışmalara girip hayata hazırlanabilir ve hayatın gerçeklerini görme şansını elde edebilir. Bugün ruh sağlığı alanında çalışanlar olarak ergen dediğimiz genç grubun temel davranış kalıplarından biri olarak karşımıza çıkan çekingenliğin ve kendini ifade edememenin altındaki en temel dinamiklerden biri olarak bu durum karşımıza çıkmaktadır maalesef.

Eğer çocuk sokakta değilse ve gerçek hayatın dışında ve birtakım simülasyonlarla hayatı öğrenmeye çalışıyorsa; bu bireyin gerçeklikle temasında hasarlı bir alan oluşmaya başlayacak demektir. Fakat bu durumun tersi olarak çocuk oyun oynuyorsa ve dışardaki dünyayı canlı bir şekilde görüyorsa hayata dair rolüne de hazırlanıyor demektir. Çünkü çocuk ilk önce oyunda öğretmen, doktor, avukat olur. Eğer çocuğun yetenekleri veya yönelimleri çevresi tarafından kabul görmezse bunlar çocuğun inşaa edeceği sisteme dahil olmaz. Bu durum, bize ergenlik döneminde ne istediğini bilmeyen ve amaç oluşturma noktasında kendini yetersiz gören gençleri göstermektedir. Vandaki psikologlar ve bu çerçevede hizmet veren ruh sağlığı uzmanları da ergen bireylere ilişkin verdikleri hizmetin temel problem alanlarından biri olarak bu duruma işaret etmektedirler. Çünkü bireyin kimlik ve kişilik geliştirme serüveninin 2-5 yaşları arasında şekillendiğini bilmekteyiz. Bu dönemin kendi içinde oldukça değerli oluşumları beslediğini ve bireyin sonraki hayatında kilit noktalardan birine sahip olduğunu bize göstermektedir.

Ergen bu döneme girdiğinde içsel bir isyankarlığın içinde bulur kendini. İçsel bir isyankarlık eğilimi vardır. Sürekli olarak muhalif bir takım söz ve davranışlar sergileme eğilimi içerisindedir. Karşı gelme ve bu isyanının mantıksal bir kılıfı da yoktur. Dış dünyada temelsiz ama kendi dünyasında bir temeli olan karşı çıkışlar sergiler. Hızlı konuşur ve pat diye bunu dile getirmekten çekinmez. Sözünün karşısındaki bireyde ortaya çıkaracağı duygusal ve ruhsal hasarı hesaplamaz. Özerklik ve kontrol sahibi olduğu hissini fazlasıyla deneyimlemek ve hissetmek ister. Ergen bireyin bu dönemde sergilediği bu davranış kalıpları ebeveynler tarafından tamamen olumsuzluğun ve isyankarlığın bir ifadesi olarak değerlendirilmemeli. Zira ergen karşı geliyorsa bu bir yerde olumlu bir tablonun işaretidir. Çünkü karşı gelişinin temelinde kendisi olma isteğidir. Eğer karşı gelmiyorsa bu birey kendisi olamayacak ve bağımlı bir kişilik oluşuyor demektir. Bu isyankarlık ve karşı çıkışlar bir amaç edinme eğiliminin de habercisidir aynı zamanda. Bu amaç isyankarlık ve özerkliğini destekler bir mahiyettedir. Anne ve babalar bu sistemi bastırmamalı ve yok etmeye çalışmamalı. Eğer bastırırlarsa gerilen bir ok misali daha şiddetli ve daha hızlı bir şekilde ergen davranışını sergilemeye devam eder. Anne ve babaya düşen evlatlarının üstüne düşmeden onun doğru ve yanlışı görmesi ve kendi gelişimini destekler bir yola girmesidir.

Ergenler bu dönemde dostluk kurar ve bu dostluk çerçevesinde bazı sırları olur. Bu bireyler sır üzerinden birbirleriyle olan bağı kuvvetlendirir ve birbirlerine olan bağlılıklarını ifade ederler. Tabi bu sır durumların ortaya çıkması ve sır hüviyetinde olması için bazı eylemler sergilerler ve yukarıda ifade ettiğimiz gibi bu sır onları birbirine bağlar. Bu bağlamda çocuğun çevresindekilerle bağ kurma arayışı olarak birtakım liderlik davranışlarına yönelme görülebilir. Bireyin ufak liderlik girişimleri ebeveynler tarafından desteklenmezse çocuktan liderlik ve girişimci bir kimlik inşaa etmesini beklemek hayal olur. Çocuğun sosyal adaptasyon sürecine adım attığı bu dönem sabote edilmemeli. Bu durumun olumsuz tablolarına baktığımızda özgüvenden yoksun ve girişimcilik noktasında potansiyelini yansıtmaktan uzak birey profillerini görmekteyiz. Bu dönemden kalan tortular bireyin sonraki yaşantısında fazlasıyla kendisini hissettirmektedir.