Ebeveyn Ve Çocuk İlişkisi

Ebeveyn Ve Çocuk İlişkisi

Çocuk ve yetişkin arasındaki iletişim doğumla birlikte başlar. Bebek doğduğu andan başlayarak, çevresiyle iletişim kurmaya ve edindiği algıları değerlendirmeye çalışır. Bu dönemde, anne-baba ile çocuğun iletişimi önce sözel olmayan iletişim şeklinde görülür. Bebekler konuşmaya başlamadan önce, vücut hareketleri ve yüz ifadeleri ile onaylanma, yüceltilme, sevgi, tehlike, öfke gibi temel duygusal temaları anlarlar ve bu durumlara göre iletişimde bulunabilirler. İletişim, daha sonra sesler ve sözcüklerle olur. Bu iletişim sadece bilgi değişimini değil, duyguların da paylaşılmasını sağlar.

Erken çocukluk dönemindeki çocuklar, nasıl iletişim kuracaklarını öncelikle anne babalarını izleyerek öğrenirler ve sonuçları gözleyerek yeni davranışlar oluştururlar. Sağlıklı bir anne-baba çocuk iletişiminde, iletişim dolaysız ve açıktır. Anne-babaların çocuklarına doğru ve etkili mesaj verebilmesi için iletişim kurma yöntemlerini bilmeleri ve bazı kurallara dikkat etmeleri gereklidir. Bu kuralların başında ise; çocuğu kabul etmek, kendini çocuğun yerine koyarak düşünmek ve dürüst olmak gelmektedir. Okul öncesi dönemde anne ile çocuk arasında kurulan sağlıklı iletişim, çocuğun tüm gelişim alanlarını destekleyerek sağlıklı bir kişilik geliştirmesinde çok önemli bir etken olarak görülmektedir. Çocuğun tüm gelişim alanları üzerinde önemli bir etkiye sahip olan iletişimin, çocuk üzerinde kısa veya uzun süreli etkileri olabilir. Hem çocuğun hem de ebeveynin mizaç özellikleri, ebeveyn ile çocuk arasındaki ilişkileri etkilemektedir. Anne-babaları ile sağlıklı iletişim ve etkileşim içinde olan çocuklar, karşılaştıkları sorunlar karşısında duygu ve düşüncelerini diğer insanlara daha uygun yollarla ifade edebilirler. Anne-babaların çocukları ile sağlıklı ve etkili bir iletişim kurabilmeleri için kendilerine güvenli, kendilerine ve çocuklarına karşı saygılı, çocuklarının sorunlarına karşı duyarlı, işbirlikçi, çocuklarının duygu ve düşüncelerini paylaşabilen ve kabul edici bir tutum içinde olmaları önemlidir.

Çocukta sosyal ilişkilerin gelişmesinde de, anne-çocuk ilişkisi önemli bir işleve sahiptir. Anne ile çocuk arasında kurulan sağlıklı iletişim, çocuğun başkaları ile olumlu ilişkiler kurması için temel oluşturur. Güvenli bağlanma geliştiren çocuklar, ileride yaşıtları arasında lider, sosyal açıdan ilgili, başkalarının ilgisini çeken, öğrenmeye istekli, çevresi ile ilgili ve işbirlikçi olarak tanımlanmışlardır. Ayrıca bu çocukların, akranları tarafından da daha fazla olumlu tepkiler aldıkları gözlenmiştir. Çocuğun annesi ile kurduğu iletişim kadar, babası ile kurduğu iletişim de onun gelişimi için çok önemlidir. Çocuklarıyla ilgili olan babaların, okul öncesi çağdaki çocuklarında, anaokulu ya da kreşte daha az davranış problemi görülmüştür. Benlik algısının sağlıklı oluşumunda da, ebeveynlerin rolü önemlidir ve bunun için en önemli dönem çocukluk dönemidir. Bu dönemde yaşanan olaylar kişinin kendi hakkındaki yargı ve değerlerini oluşturur. 0-6 yaş arasında yaşanan deneyimler, özyeterlilik ve özsaygının yani genel benlik algısının temelini oluştururlar.

Anneler ve babalar doğaları gereği, çocuklarıyla ilgilenme ve bu ilgilerini gösterme tarzları açısından birbirinden farklıdırlar. Genellikle annelerin, okul öncesi çocuklarının günlük ve rutin bakımları ile daha fazla ilgilenirken; babaların ise, çocukları ile daha çok oyun ve/veya spor aktiviteleri yaptıkları söyleniyor. Bunun yanı sıra, bu aktivitelerin, baba ile çocuk arasında güvenli bir bağ kurulması açısından oldukça önemli olduğu da yadsınamaz bir gerçektir. Ayrıca, ilgili olan babaların okul öncesi çağdaki çocuklarında anaokulu ya da kreşte daha az davranış problemi görülmüştür.

 0-18 Ay Çocuğu İle Ebeveynleri Arasındaki İlişkiler

Yaşamın ilk 18 ayı oral dönem olarak adlandırılır. Oral dönemde çocuğun yaşamı algılaması ağız ile başlar. Bu süreçte ağız, dudaklar ve dil duyarlı bölgelerdir. Bu dönemde çocuk anneye bağımlıdır ve bu dönemde yaşayacakları olumsuz yaşam olayları oral bir kişilik geliştirmelerine, yani basitçe söylemek gerekirse “bağımlı kişilik” geliştirmelerine neden olabilir. Bu dönemde bebeğe yeteri kadar ilgi ve sevgi gösterilmesi, gereksinimlerinin karşılanması ya da ağladığı zaman bunu kimsenin önemsememesi kişilik gelişiminin ilk dönüm noktasını oluşturur. Yani, yaşamının ilk dönemlerinde tamamen çevresine bağımlı olan bebeğin ihtiyaçlarının yeterince karşılanması durumunda temel güven duygusunun oluşacağı; bu çocuklar için dünyanın iyi bir yer, insanların sevecen olduğu ve başkalarına yaklaşmada bir sakınca olmadığı söyleniyor. Buna karşın çocuğun ihtiyaçlarının yeterince karşılanmaması durumunda ise, temel güvensizlik duygusunun gelişeceği ön görülür bir sonuçtur.

18 Ay- 3 Yaş Çocuğu İle Ebeveynleri Arasındaki İlişkiler

Bu dönemi anal dönem olarak adlandırır. Bu dönemde anal bölge önem kazanır. Çocuğun tuvalet eğitimini aldığı dönemdir. Bu dönemde anne-baba tarafından katı bir tuvalet eğitimi verilir, baskıcı bir tutum sergilenirse, bu durumun “anal kişiliğe”, yani aşırı düzenli, inatçı gibi özellikleri olan bir kişilik oluşmasına neden olacağı söylenebilir. Eğer anne-baba ve çocuk arasında sağlıklı bir ilişki sürdürülürse çocuğun bu dönemi özerklik duygusu ile tamamlayacağı söylenebilir. Buna karşın, bu dönemde aşırı koruyucu bir anne baba çocuğun bu dönemdeki gelişimini engelleyerek çocuğun utanç ve şüphe duygusu geliştirmesine neden olabilir. Bağlanma kuramı açısından inceleyecek olursak, bu dönem açık seçik bağlanma dönemi olarak belirtilir. 18.aydan itibaren ayrılık kaygısı yaşamaya başlayan çocuk bu dönemde annesinden ayrıldığında kaygı duyar ve ağlar. Bebeğin bu durumla başa çıkmasına yardımcı olan anne, çocuğun güvenli bağlanmasını sağlayabilecektir.

3-6 Yaş Çocuğu İle Ebeveynleri Arasındaki İlişkiler

3-6 yaş arasındaki çocuğun anne-babası ile ilişkileri yeni bir döneme girer. Bu dönem fallik dönem olarak adlandırılır. Bu dönem psikoseksüel gelişim dönemidir. Çocuğun ilgisi cinsel bölgeye odaklanmıştır. Freud bu dönemde Oedipus kompleksinden bahseder. Çok temel olarak açıklayacak olursak, çocuğun karşı cinsten ebeveynine hissettiği duygulardır. Yani erkek çocuk annesine, kız çocuk ise babasına hayrandır ve ona karşı bir çekim hisseder. Eğer bu dönem sağlıklı bir şekilde tamamlanırsa çocuğun yetişkinlik döneminde karşı cinsle ilişkileri için olumlu bir temel oluşurken; bu dönemdeki gelişimin sağlıklı olarak tamamlanamaması karşı cinsle ilişkilerde sorunlara yol açabileceği belirtilmektedir. Van psikolog, vanda psikolog, van psikoterapi, van psikoloji, van çocuk psikoloğu ve vandaki psikologlar kapsamında yaptığımız çalışmalar ışığında bu durumun bilimsel literatürdeki çalışmalarla paralellik gösterdiğini ifade edebiliriz. Nitekim oyun terapisi v.b diğer çalışmalarımızda çocukların bu davranışlarını gözlemleyebilmekteyiz.

Çocuklar diğer çocuklarla etkileşime girdikçe, sosyal bir dünyada yaşamanın zorluklarıyla karşılaşırlar. Çocuklara diğer çocuklarla oynama şekilleri ve aralarında oluşabilecek çatışmaları çözüm yollarının öğretilmesi gerekir. Böylece, kendisine uygun oyun arkadaşları bulan, oyun ve diğer sosyal faaliyetleri öğrenen çocukta girişkenlik duygusunun gelişeceği öne sürülür. Eğer bu dönemde çocuk, sosyal ilişki kurmayı başaramazsa, suçluluk ve geri çekilme duygusu yaşayabilir. Bu çocukların amaçları olmaz ve sosyal ortamlarda pek girişkenlik gösteremezler.

Sonuç olarak; ebeveyn – çocuk arasındaki ilişkinin çocuğun gelişimindeki önemi tartışılmaz bir gerçektir…

 

Uzm. Klinik Psikolog Ela Özcanlı