ÇOCUKLARDA DOYUMSUZLUK

ÇOCUKLARDA DOYUMSUZLUK

Anne babaların çocukları hakkında en çok yakındıkları konulardan biridir doyumsuzluk. Fakat bunu ifade ederken bu problemi çoğunlukla yanlış sebeplere dayandırarak aktarırlar. En çok başvurdukları gerekçe çocuğun karakterinin veya mizacının böyle olduğudur. ‘Ali tıpkı babası gibi çok inatçı’, ‘Zeynep bir şeyi tutturdu mu onu almazsak hiç susmuyor’, ‘Ege her alışverişe çıktığımızda bize neler çektiriyor’ gibi cümleleri çok duyarız. Bu ve benzeri cümlelerin hemen hepsinde sanki bu durum tamamen çocuktan kaynaklanan bir problemmiş gibi söylenir. Problemin asıl kaynağı ve dolayısıyla asıl sebepler ıskalandığı için üretilen çözümler de çoğunlukla yetersiz kalır. Van pedagog, Van Çocuk Psikoloğu ve Van Psikolog kapsamında bu konuyla ilgili karşılaştığımız durumları sizinle paylaşacağız. Doyumsuzluğun ne olduğu, bunun olmaması için kaçınılması gereken yanlışlar ve bu durumu düzeltmek için yapılabileceklerden bahsedeceğiz.

 

Doyumsuzluk Nedir ve Niçin Ortaya Çıkar?

Çocukların istek ve arzuları söz konusu olduğunda ebeveynlerinin açıklama ve ikazlarını hiçbir şekilde duymadığı, duymak ve anlamak istemediği durumlara doyumsuzluk denir. Böyle bir durumda o an için oyuncak dolabı tıka basa bebek dolu olsa da o bebeği isteyebilir. Çok benzer bir arabaya sahip olmasına rağmen ona göre o arabanın kesinlikle alınması gerekiyordur. Çok da uygun bir saat olmamasına rağmen, daha iki gün önce lunaparka gidildiği halde yine oraya gitmek hiç de mantıksız değildir. O an sadece isteklerine kilitlenen bir çocuk anne babasıyla makul bütün iletişim kanallarını kapatabilir. Bu durumda onu başka seçeneklere ikna etmek hiç de kolay olmayacaktır.

Çocukların bu tutumlarının sebepleri konusunda anne babaları bilgilendirmek için çoğunlukla onları çocuklarının önceki yaşlarına götürürüm. Onlara bu problemin altı aylıkken, bir yaşındayken, iki yaşındayken olup olmadığını sorarım. Her ebeveyn bu sorunun o yaşlarda olmadığını, belli bir dönemden itibaren görülmeye başladığını söyler. Bu durumda bu problemin biyolojik olmadığını, doğuştan gelen bir sorun olmayıp çocuğun mizacı ile ilgisi olmadığını anlatırım. Evet, bu problem doğuştan gelen bir problem değildir. Sonradan ortaya çıkar. Ve anne babanın tutum, davranış ve söyledikleriyle şekillenen bir süreçten sonra ortaya çıkar.

Anne babaların çocuklarını ‘kısıtlamadan’ ve ‘mahrum kalmadan’ yetiştirme istekleri aslında masum bir durum gibi gözükebilir. Fakat bunu tanımlarken bazı yanlışlar yapılmaktadır. Kısıtlama olmadan ve daha özgürlükçü bir yaklaşımın sınırsız olduğuna dair bazı yanlış algılar var. Çocuğa özgürlük alanı açmak demek sınırsız bir alan anlamına gelmemelidir. Sınırlar çizmek ise çocuğu kısıtlamak ve mahrum bırakmak değil; taleplerinin ve davranışlarının makul olup olmadığını ona göstermektir. Sınırlar çizmek çocuğu bir kalıba sokmak değil; onu disipline etmek ve uyum sağlamasını kolaylaştırmak demektir. Çizilmeyen sınırlar çocuğun isteklerinin ardı arkasının kesilmemesine neden olur. Bir süre sonra elindekilerle mutlu olmayı bilmeyen; eşyaları, oyuncakları ve hatta insanları çok çabuk tüketen çocuklar karşımıza çıkar.

Doyumsuzluğun bir diğer sebebi de tutarsızlıktır. Bizimki gibi bebeğin ve çocuğun neredeyse kutsandığı toplumlarda bebeklik ve erken çocukluk dönemlerinde babaların, çocuğu disipline etmeye çalışan anneye rağmen çocuklarının her isteğini yerine getirmesi anne babanın davranışları arasında tutarsızlığa neden olur. Bunu gören çocuk babayı bir süre sonra kullanmaya ve her istediğini yaptırmaya çalışır.

 

Hangi Çocuklar Doyumsuzluğa Daha Yatkın?

Uzun süre çocuk sahibi olmayı bekleyen, birçok sıkıntının ardından çocuk sahibi olan ailelerde bu durum çok görülür. Büyük bir beklentiyle gelen çocuğa her şeyin sunulması çok yanlıştır ve aslında anne babaların sadece kendilerini tatmin etmesidir.

Tek çocuklu ailelerde çokça görülür.

Evlatlık çocuğun olduğu ailelerde görülebilir.

Bebeklik ve erken çocukluk dönemlerinde sağlık sorunları olan ya da belli travmalar yaşamış çocuklarda çok görülür.

Ataerkil toplumlarda erkek çocuklarda çok görülür.

 

Hangi Yanlışlardan Kaçınmalı ve Neler Yapmalıyız?

Çocuğa hayır diyebilmeli ve bu konuda kararlı durabilmeliyiz. Hayır diyemeyen anne babalar gerekçe olarak çocuklarını çok sevdiklerini onlara kıyamadıkları için bunu yaptıklarını söylerler. Ona gerektiğinde doğru bir şekilde hayır demek onu sizden uzaklaştırmaz.

Anne baba olarak hem kendi içinde hem de çocuğa karşı davranışlarımızda tutarlı olmamız gerekir. Evde koyulan kurallar var ise bu kurallara kendimiz de uymalıyız. Örneğin çocuğun ekran bağımlılığından şikayetçiysek fakat elimizden telefonu hiç düşürmüyorsak söylediklerimizin hiçbir karşılığı olmayacaktır. Ayrıca anne bir şeye sınır koyarken baba aynı konuda anneye uymak zorundandır.

Çocuğun her istediğini hemen o anda yerine getirmek yerine gerçekten ihtiyaçlarına göre hareket etmeliyiz. Ayrıca isteklerini elde etme sürecine onu da dahil edin. Bu, elde ettiği şeye emek vererek ulaşmasını ve ona daha çok kıymet vermesini sağlayacaktır. Örneğin çok istediği bir oyuncağı onun kumbarasında para biriktirmesini ve o parayla bunu alabileceğinizi söyleyebilirsiniz.

Birden fazla çocuk varsa eğer farklı sebeplerle ayrımcılık yapmayın. Büyük çocuğu kayırıp küçük çocuğu geri plana itmeyin. Erkek çocuğa daha fazla imtiyazlar tanıyıp kız çocuğunu değersiz ve bunu hak etmeyen duruma sokmayın.

Büyük veya küçük başarılarını ödüllendirin. Ama ödül sadece bir şeyler almak değil, tatlı bir söz, bir sarılma, güzel bir öpücük olmalıdır.

Yapabilecekleri ve altından kalkabilecekleri görevler verin. Hayata ortak olmalarını ve beraber hareket etmeyi öğrenmelerini sağlayın.

Ona haz ertelemeyi öğretin. Hemen o anda ulaşmaya çalıştığı oyun, oyuncak, aktivite varsa bunu sorumluluklarını yerine getirdikten sonra alabileceğini ona öğretin.

 

NOT: Bu makale ve sitemizdeki diğer tüm içerikler bilgilendirme amacı ile hazırlanmıştır. Tıbbi bir tanı ve tedavi amacı taşımamaktadır. Sitedeki bilgiler ışığında bir ilaç tedavisine başlanması veya sonlandırılması kesinlikle önerilmez. Tanı ve tedavi gerektiren durumlar için mutlaka bir tıp hekimine başvurunuz. Bu makale ve sitemizdeki diğer tüm içerikler Türkiye Cumhuriyeti kanunlarına aykırı sayılabilecek ilan ve reklam yapma amacı taşımamaktadır.