Aldatma

Aldatma

ALDATMANIN HAKLI GEREKÇESİ OLABİLİR Mİ?

Merhaba, bugün terapi odasında sıkça konuşulan bir konuyu; aldatmayı konuşacağız.

Konuya giriş yapmadan önce şunu belirtmekte fayda var; sebebi ne olursa olsun kişinin sadakatsizlik yapmaya hakkı yoktur. Evliliği sonlandırabilir, bitirebilirsin ancak sadakatsizlik yapamaz ve partnerinin ruhunda derin yaralar açamaz.

Aldatmayla ilişkin öznel bir gerekçen olabilir ama bu hiçbir zaman haklı bir gerekçe değildir ve aldatmayı haklı kılmaz.  Çünkü senin pencerenden bakılınca bunu haklı olarak görebilirsin ancak; partnerinin penceresinden bakılınca bunun tam anlamıyla haklılık temeline oturmadığını fark edeceksin.

Aldatmaya ilişkin birtakım sebepler belirtilebilir. Bu cinsellik olabilir, bu ilgi kaybı olabilir, anlaşılmamak olabilir veya duygusal olarak beslenmediğinizi iddia edebilirsiniz. Ama ifade edilen tüm nedenler aldatmayı haklı bir zemine oturtmaz.

 

HANGİ DAVRANIŞLAR ALDATMAYA GİRER

Aldatmanın tanımına bakalım. Bu konuda birtakım öznel değerlendirmelerin olması aldatmaların sayısını arttırıyor. Kişi sergilediği davranışı aldatma olarak görmüyor veya bu konuda bir anlam boşluğunun olduğunu görüyoruz.

Peki aldatma nedir?

Sanal dünyadaki yazışmalar veya reel dünyada yaşanılan eylemler aldatma kategorisine girmektedir.

-Birisiyle yazışmak

-Cinsel paylaşımlar

-Bir gecelik ilişkiler

-Ve ya senin dışında gelişen durumlara set çekemiyorsan sadakatsizliğe kapı aralıyorsun demektir.

Aldatmanın şekli ne olursa olsun aldatma aldatmadır. İster fiziksel ister duygusal ister sanal olsun aldatma aldatmadır. Her ne kadar farklı türevlerde kendisini gösteriyor olsa da bu durum konunun gerçekliğinin değiştirmez. Aldatmanın tanımına ilişkin olarak çiftler bunu net bir çerçeveye oturtarak benzer krizlerin ve yıkımların önünü kesebilmelidir. Yani partnerler aldatmaya ilişkin çerçeveyi kendi aralarında net bir şekilde tanımlamalılar ve aldatma kategorisine girebilecek durumları şeffaf bir şekilde ifade edebilme yoluna gidebilmeliler.

BİR KERE ALDATAN HEP ALDATIR MI?

Bu konuda birtakım genellemelere girildiğini görüyoruz. Bir kere aldattı mı yine aldatır. Onun için yol yakınken hemen ayrıl. Birtakım genelleyici ifadelerle hayatımızın odağına yön vermek anlamlı olmayacaktır. Olması gereken içimizdeki sese kulak vermek ve sürdürüp sürdürmek istemediğimize bakmamızdır.

İnsan mahiyet itibariyle değişime ve dönüşüme açık bir varlıktır. Dolayısıyla belirli davranışlar özelinde insanı bir davranış kalıbına haps etmek adil olmayacaktır. İnsan yeni bakış açıları kazanabilir. Yeni dünyalara kapı aralayabilir ve daha önce sahip olduklarının kıymetini bilme noktasında da daha iyi bir düzeye ulaşabilir.

Bunun yanısıra bir insan sürekli aldatıyorsa, bunu bir yaşam alışkanlığı haline getirmişse bize verdiği mesaj açık ve nettir: ayrılmak istiyordur.

Aldatıyor ve yakalanmaktan imtina ediyor ediyorsa yine mesaj veriyor, duygusal ve fiziksel bir kopuşla beraber artık aldatma kişi için normal davranış kategorisine alınmıştır.

 

ALDATMANIN PSİKOLOJİK SEBEPLERİ VAR MIDIR?

Aldatmaya ilişkin temeller irdelelendiğinde bireyin aile öyküsü karşımıza çıkıyor. Kişide aldatma ve güven problemi varsa anne ve babanın yaşantısına bakmakta fayda var. Aile öyküsü güven güvensizliği fazlasıyla etkiler. Aldatan babanın oğlu ilerde özdeşim kurup ya aldatan bir koca olur ya da anneye yakınlaşır öfkeyle beraber sadık bir eş olur. Yani her iki uçta da kendini bulabilir. Aile içinde maruz kaldığı birtakım yaşanmışlıklar kişinin bu duruma olan bakış açısını da fazlasıyla etkileyecektir.

 

EN ÇOK KADINLAR MI ALDATIR ERKEKLER Mİ?

Aldatma deyince akla direk erkeler gelir. Burada bir yanılsama var. Esasında erkekler ve kadınlar arasında aldatma oranları eşit düzeydedir. Bir farkla erkeler sadece çok daha kolay yakalanıyor kadınlar ise bu durumu gizlemekte erkeklerden daha maharetli.

Aldatmalarda kadınlar olaya daha duygusal erkekler ise daha mekanik bakar. Kadın pişmanlık ve affetme argümanları arasında daha sık gidip gelir, mekik dokur. Erkek ise daha yüzeysel, daha sıradan bakar ve biran önce eski rutine dönme telaşındadır. Ama esasında olması gereken mevcut krizi çözmektir. Halının altına süpürdüklerimizin tümseğe dönüşüp bizi yerle yeksan edeceğini unutmamalıyız. Kriz konuşulmadan ve duygular paylaşılmadan yola devam etmek zor olacaktır. Aldatma varsa önce aldatmayı konuşmak gerek.

Aldatmayla beraber şiddet ve huzursuz bir aile ortamının da ortaya çıkması olasıdır. Tabi burada bu aile ortamına maruz kalan çocuklarda var. Çocukların bu durumdan ruhsal olarak fazlasıyla etkilendiğini biliyoruz.  Dolayısıyla çocukları bu durumun içine müdahil etmek onları ruhsal olarak ciddi şekilde örseleneceğine kapı aralayacağını unutmamak gerekiyor.